vagon’da
Soğuk florasan ışığı yüzüden gözlerim kapalı olmasına rağmen uyanıyorum. Hızla giden trenin tenha bir vagonundayım. Benim dışımda 5 kişi daha var. Göz ucuyla bana baktıklarını hissediyorum. Camdan yüzlerini takip ediyorum. Evet bana bakıyorlar. Bundan o kadar eminim ki. Birini kestiriyorum gözüme. Onunda gözleri bende. Ama onu gördüğümün farkında değil. Öylesine büyük bir açlıkla bakıyor ki bana ürperiyorum. Kafamı aniden ona çeviriyorum. Ne kadar çabuk değiştirmiş bakışlarının yönünü. Uzun uzun süzüyorum. Baştan ayağa. Ayakkabıları leş gibi. Üstü başı sanki yerlerde yuvarlanmışçasına toz kaplı. Sanki az önce dakikalarca yüzüme bakan o değilmiş gibi bakışlarımdan rahatsız oluyor.Hatta bir ara pişkin pişkin suratıma bakıyor ne bakıyorsun der gibi. Aldırmıyorum.
Biraz daha süzüyorum sonra bir diğerine kaydırıyorum gözlerimi. Hepsi aynı açlıkla bakıyorlar bana. Hızla hepsinin üstünde gezdiriyorum bakışlarımı. Tehlike anında hangisi yanımda olur diye bir bir tartıyorum. Ama nafile, sanki hepsi bana düşmanmış gibi bakıyorlar. İki kadın ve üç adam. Vagonun ışıkları çok canımı sıkıyor. Soğuk ve soluklar. Kendimi huzursuz hissediyorum. Bu trene nasıl bindiğimi bile hatırlamıyorum. Yine bol alkollü bir gecenin sonuda olmalıyım. Bir keresinde de ülkenin diğer ucuna giden bir yolcu otobüsün de açmıştım gözlerimi. Kendime daha akıllı, daha usturuplu arkadaşlar edinmeliyim. Çokta çabuk dolduruşa geliyorum Allah kahretsin. Yine giderim gidemezsin tartışmasının sonuçları olmalı bu aptal trende aptalca düşünüyor olmam. Kanımdaki alkol beni hala zehirliyor olmalı. Kendi kendine sakince yolculuk eden insanlara zombi muamelesi yapmamdan belli. Bütün bu gerçeğe dönme çabalarım bile ışıkların sıkıcılığını yok etmiyor. Gidip yüzümü yıkamalıyım. Sırtımda feci bir ağrı var. Lanet olsun. Ayağa kalmanın bu kadar zor olabileceğini tahmin etmemiştim. Diğer vagona gidiyorum. Yanından geçerken kirli ayakkabılı adamın aptalca sırıtarak geldiğim yöne baktığını gördüm. Delimi ne? Yan vagonun kapısını açarken çaktırmadan geriye bir bakış atıyorum. Herkes kalktığım koltuğa doğru dönmüş. Yeni vagonda kimsecikler yok. Işık daha sevimli geldi gözüme. Burada uyumaya çalışsam biraz. Koltuklardan en rahatına kuruluyorum. Sırtım canımı yakıyor. Yorgunluktan hemen uyuyorum…. Soğuk florasan ışığı yüzüden gözlerim kapalı olmasına rağmen uyanıyorum. Daha gözlerimi açmadan bir terslik olduğunu anladım etrafa bakmaya korkuyorum. Lanet olsun. Bu bir kabus olmalı. Çok garip. Bu vagonda olmamalıydım uyumak için başka bir vagona geçmiştim. Yoksa yüzümü yıkamak için miydi? Vagonda benim dışımda altı kişi var. İlk beş kişi hala aynı aptal bakışlı aptal insanlar. Yeni gelen biraz daha bildik gibi. Daha insancıl duruyor. Ara ara oda bakışlarını üstüme dikiyor ama diğerlerinin aksine sanki benden korkuyor gibi. Aslına bakarsak bende korkuyorum artık. Lanet olasıcalar ne içirdiler bana, nasıl bindim bu trene. Nereye gidiyorum. Diğer vagondan buraya nasıl geldim. Yeni eleman huzursuzca yerinde kıpırdanıyor. Derdi nedir anlayamıyorum. Yavaşça kalktı yerinden. Yan vagona doğru yürüyor. Dönüp diğerlerine bakıyorum. Hepsi adamın kalktığı koltuğa bakıyor. Sanki ne göreceğimi bilir gibi bende o yöne bakıyorum. Koltuk kan içinde ve üzerinde hala biraz hareket edebilen yavaş yavaş son atışlarını gerçekleştiren kan içinde bir kalp duruyor. Hemen giden adama bakıyorum dehşet içinde. Tam kapının önünde göstermek istemeden, çaktırmadan bize doğru bir bakış atıyor. Ve ben anlıyorum…
16 Nisan 2007, 01:03 tarihinde
iyi bir uğraş ama sanırım betimleme ve üsljpta bi takım değişiklikler yapmalısın…
naçizane düşüncem saygılar!
17 Nisan 2007, 20:27 tarihinde
teşekkür ederim.. uzun zamandır üstünde duramadıgım bir hobi diyelim sadece.
13 Temmuz 2008, 16:51 tarihinde
Tşk Gerçekten Çok Akıllıca.. Emeğinize SağLık