kuşku..

iyi sevgili bulmak zor. ama iyi ev bulmak daha da zor azizim. 1,5 aydır anam ağladı. hani ayaklarına kara sular inmesi deyimini bizzat yaşıyorum. zira yağmur yağıyor, yollar çamurlu. İstanbul istanbul diye bazı yerlerini yırtan bünyemi şiddetle kınıyorum şu anda. hatta ” bok vardı dimi tuttu gidesilerin” diye sözlü tacizde de bulunuyorum ara sıra. Zormuş.üniversitedeyken ailemden, bursa’dan -ki o zamanlar severdim bursayı da-, sevdiklerimden ayrılmanın yarattığı buhranı atlatmam yaklaşık 3 kat merdiven çıkma süresi olduysa da burda 1,5 aydır düzenli olarak hissettiriyor kendini. ev tutma aşamasına gelmiş olmam olayın ciddiyetinin dank etmesine sebep olmakta. istanbul’ a kalıcı olarak kazıklarımı çakmaktayım an itiberiyle. yarın kira kontratı imzalayacak bir iş kadını olarak -iş ve kadın kelimeleri bir insanın üzerinde ancak bu kadar iğreti durabilir- kendine güvenden çok it gibi korkma safhasındayım. neden bilmiyorum, kimseyi sallamayan bünyem bursa’ ya dönme konusunda ettiği büyük lafları yutmamakta direniyor.

hakkımda hayırlısını yapıyor olma umuduyla pılımı pırtımı toplayıp gitmemek için çırpınıyorum.

bu şehirde hiç de aşina olmadığım yoğun bir kaos durumu hakim. temponun bu kadar yüksek olması bir yandan beni tatmin ederken bir yandan da uzun vadede dayanabilme sınırlarımı genişletme konusunda uyarıyor beni. zorlanıyorum. belki de şimdiye dek hiç zorlanmadığım kadar. ve bunların daha ilk basit psikolojik zorlanmalar olduğunu, yakında maddi ve daha güç olanlarında başlayacağını bilmek beni daha da zorluyor.

büyük deneyim, biliyorum. ama bu şehir beni de yozlaştırır mı diye ölesiye korkuyorum. toplumu hiç alakadar etmeyen kendi bir avuç değer yargımdan da olurmuyum diye korkuyorum.aslalarım belkilere dönüşür mü? belkilerim her zamana dönüşür mü diye korkuyorum. ve neden olmasınlarım hayat tarzım olmalı mı diye derin düşüncelerim.

kesinlikle değişeceğimin farkındayım. bunun iyi yada kötü yönde olmasında yetkili mercinin benden ziyade bu şehir olmasından korkularım.

değişikliğe açık mıyım? evet.

bu şehri seviyor muyum? sanki.

burası için savaşır mıyım? şu ana kadar savaşmadım mı?

kendimi ve çevremdekileri ne kadar zorlayabilirim diye merak ediyorum. belki de bu merak beni burada ayrılırsam sanki ölürmüşüm gibi tutan.

daha çok gencim.

gerçekten o kadar genç miyim? artık bunu düşünmeye başladım. maceraya atılacak kadar genç miyim? ya da şöyle söyleyeyim. kötü sonuçlanacak bir maceranın yaralarını kolayca sarabilecek kadar genç miyim? SANMIYORUM. ama korkuma yenilmeme yetmiyor. “evime dönmeli ve sakin, huzurlu, risksiz bir hayatı seçmeliyim” bilinci ve yepyeni bir şehirde, tehlikeli bir şehirde, zor bir şehirde yaşamaya başlamak korkusu bu sonu bilinmez maceranın içine tamamıyla girmeme engel olmuyor.

gerçekten bu kadar maceracı mıydım ben? yoksa bu salaklık mı kestiremiyorum artık. kendimle ilgili sorularıma çözüm bulmak için attığım bu kocaman adım, taze sıcacık cevaplanması daha zor yeni sorular yarattı beynimde.

bu şehir beni şimdiden yormaya başladı, daha da yoracak biliyorum.

ama mesela şimdi olduğu gibi, bir elimde sigaram, önümde sıcacık çayım, solumda alabildiğine istanbul boğazı varken bu yorgunluğu hissedebilmek çok zor. belki de burayı yaşanabilir kılan tılsım bu. şehrin büyüsü. inanır mıydım ben böyle şeylere? hatırlamıyorum. istanbul’ u keşmekeş, manasız derecede büyük, insanları yutan kocaman bir canavar gibi gören ben, ilk görüşte bu kadar mı tutuldum? nasıl bu kadar benimsedim? ne zaman bu kadar alıştım- şu lanet yapış yapış havası hariç, ona asla alışamıyacağım sanırım-? daha gelmeden sanki burda doğmuşum gibi hissettiren ne? daha adını bile bilmediğim camilerine, meydanlarına bu kadar hasretle bakmamın sebebi ne? manzaralara, doğal güzelliklere, tarihi yapılara ilk 30 saniyeden sonra ilgisini yitiren ben, şimdi nasıl gözümü bile kırpmadan saatlerce takılı kalabiliyorum? büyülü mü bu şehir? galiba öyle. en azından bana öyle.

saçma derecede kibirli ve gereksiz mi bulmalıyım bu şehri? arkamı dönüp gitmeli miyim? bekleyenlerime sorsam çılgınca alkışlayıp evet, evet, evet diye haykırılar eminim.

peki ya ben?

bunu istiyor muyum?

…….

 

 

cevaplanması çok zor sorularım var.

Yorum Yapın