taslak 1
mal gibi yazmışım bunu allah bilir ne zaman. sanki bana iclal aydın mınakoyim. içim buruk yine bu günlerde. sebebini aslında bildiğim ama bilmemeyi dilediğim bir çırpınma var uzun zamandır durgun sularda gezen yüreğimde. iki yol var önümde ikisini de seçmek istemediğim. arzulara teslim olmakla güvende kalmak arasında seçimlerdeyim. her zaman istediğim, beklediğim fırtınalı hayat kapımın önünde bekliyor ve ben içeri davet etmekten korkuyorum yine. biliyorum, fazla beklemeyecek eşiğimde beni. zorluyorum kaderimi. kaderin beni yonlendirmesini bekliyorum kendi kaderimi kendim çizmek varken. gemlerim gevşeyip geriliyor hayatın elinde bir kukla misali, caba bile harcamıyorum kurtulmak için. dışardan bakıldığında hiç de belli etmediğim fırtınalarım var aslında içimde. yüreğimin yelkenlerini şişirip, ileri atılmamı bekleyen. bir bırakabilsem kendimi gönlümün rotasına!! belki derin acılarla kavrulacak kalbim belki bir başka yüreğin dingin limanında huzur bulacak. bunun korkusuyla yaşanamayacak kadar kısa bu ömür, biliyorum. tehlikeler hep burnumun dibindeyken riske girememek sızlatıyor aslında beni. hiçbirşeye cesaret edemeyenlerden olmak ihtimali üzüyor asıl. beklediğim güç geldiğinde önümde yaşanacak bir hayat kalmamasından korkuyorum sanki. beklerken kaybedenlerden olma hissi ürkütüyor. riske girip kaybetmekten, aşkın azgın sularında kaybolmaktan. aşk çok kalıplaşmış oldu burda. aslında sadece bir örnek hayatımda. başarısız olduğum konulardan biri sadece.
şimdi düşünüyorum da bu bomboş limanda beklerken ne kazanıyorum ki? insan yaşamadıklarının, tatmadıklarının eksikliğini hissetmezmiş. yapamadıklarıma, tanışamadıklarıma, yaşamadıklarıma hasretim, yaşayıpta geride bıraktıklarımdan daha fazla.