aman bir şen, bir şen sormayın gitsin!!
kim şen?
tabiy ki ben ayol kim olacak:)))
neden?
sitede benden ve zorla siteye baktırdığım bikaç kişi dışındakilerin de yorumları varda ondan skfhdfsfhskdf
şimdi normalde de beni tanıyan bazı arkadaşlarım tam bir domesticus kadınus olmaya başladığımı düşünebilir. külliyen yalan. bi kere o özellikler “anne” olduktan sonra kendiliğinden gelen şeyler. ben hala hafif kırık, sağı solu pek belli olmayan, tutarsız, garip insanım!!
ama böyle içime bir hamarat kaçmadı değil. saçma sapan bir sürü şeyle uğraşıyorum. hamarat deyince böyle evi dip bucak temizleyip, tek elle berjerleri kaldırıp altını silen binsan canlanmasın gözünüzde. ne bileyim, her akşam eve gittiğinde yemek masasının üstüne un serpip kafasında yemenisiyle yufka açan biri hiç canlanmasın hele. işlerin o kısmından son derece uzağım. rahat olun yani kdfhsdkfhskf. bu hamaratlık tükkanla ilgili, dikiş makinasıyla ilgili, neblim yapışkanlı tabela folyolarıyla falan ilgili.
bir önceki yazıda eklediğim tükkanın kapısının fotoğrafı var ya. heh! işte orda gördüğünüz kırmızı puanları falan ben yaptım hep. wuu ne büyük olay demeyin, kırarım boynuzunuzu. o puanlar için bi tabelacı 40 lira istedi benden be! oha demişim adamın yüzüne karşı. sonra gittim tabelacılara folyo satan bi toptancı buldum. 1,5 metresini 9 liradan aldım, evde bulaşık leğeninden, shot bardaklarına kadar uzanan geniş bir kalıp yelpazesi oluşturdum. çizdim, kestim. yapıştırması da bir dert değil. bir pamuğu ıslattım, yapıştıracağım yere sürdüm önce ki, yanlış yapıştırırsam kolayca çıkartabileyim. sonra yapıştırdım. millet bana baktı napıyo bu deli diye. şimdi de gelen geçen bakıyo ama ne güzelmiş diye yaaa.
sonracığıma etrafımdaki hamilelere ufak tefek hediyeler yapmaya başladım. bebeklerinin odaları için süsler falan. annem feci bozuluyo dükkana bişi yapmıyorum diye. ama aklıma içime sinen birşey gelmiyor ki. ay zaten canımı mı vericem daha? koltuğumu verdim, aynalarımı verdim:)))) aslında tüm mevzu benim şu sıra vintage olayına feci takmış olmam. isterdim ki çok param olsun. bütün salonu uçuk mavi, lacivert ve beyazlarla donatayım. aksesuarları toz pembe olsun, her tarafa gonca gonca güller dağıtayım, oymalı kakmalı beyaz ahşap mobilyalar olsun. saç tezgahlarını vintage desenli kumaş koltuklarla süsleyeyim: ) evet abarttım biraz ama para olsa hepsi olur yaa.
neyse bir de, simla’ nın bloğununu ve başka birkaç moda bloğunu geze geze, bir milyon yıldır üzerimden çıkartamadığım siyah kumaş pantolonumdan kurtuldum sanırım. yani inşallah. elbise falan giymeye başladım. her sabah hafif bir makyaj yapmadan işe başlamaz oldum. ya ben böyle böyle iyice tiksindiğim kokoş kızlara benzemem inşallah: ))))
şimdilik converselerimi kutulara kaldırdım, topuklularımı çıkardım. bakalım ne kadar dayanabileceğim. yaz gelince çok zor olucak gibi.
bir de anladım ki benim elimin hiç ayarı yok. doğru düzgün bi fotoğraf çekemedim deli oldum.
saçlarımı kestik azcık ucundan, geçenlerde de krepe balyaj denilen bişey yapmıştı Nilgün*. annem kuaför açtı, yaklaşık 15 yıldır da bu piyasanın içinde ama ben neredeyse 9-10 senedir saçıma hiç boya sürdürmemiştim. bu seferde böyle zar zor ikna oldum, aman çok farklı bi renk olmasın, aman çok olmasın, aman yaman diye diye oturdum koltuğa. çıkan sonuçtan da inanılmaz memnun kaldım. balyajsız geçen günlerime tüküreyim sjhjkfhksd. yok yok o kadar da değil ya. hemen şeyapmayın.
saçıma bişiler yaptı Nilgün, çok güzel oldu, bir fotoğrafını çekeyim dedim. koyarım bloğa diye. ama ne mümkün, sanki parkinson hastasıyım anasını satim bi tanesi bile düzgün olmamış. ahanda siz bakın;


kikikik bunu çekmezsem çatlardım. saçımı karıştırsın diye kafamı öne eğdiğimde çektim:))
şimdi yüzüm için nalet bir ilaç kullanıyorum, saçımı, dudağımı, ellerimi, burnumdaki tatağı falan acayip kurutuyor. saçlar odun gibi olunca da yapılan hiçbir işlem ertesi güne kalmıyor. yani şu gördüğünüz saç sabah kalktığımda saçma sapan bişeye dönüştü. beton etkili topuz spreyini 1,5 ayda ben bitirdim resmen. koca sprey bir de, orda gözüken tutuncu olan. ama bana mısın demiyor saç.
maşa, dalgalı modeller falan katlı saçta kendini hakkıyla gösteriyor. misal şu şekil;

o yüzden saçımı önce uzatıp sonra böyle kat kestireceğim.
şimdilik bu kadar yani.
*Nilgün: süslenip püslendikten sonra fotoğrafını çekmeme izin verecek olan, saçla ilgili bölümümüzün bir numarası.
26 Mart 2010, 13:16 tarihinde
Hımm hoş olmuş sahiden.;-) Bence bu elbise, topuklu falan durumları da hoş duruyor. Yazın çiçekli elbiseler ve şeker babetlerle görelim sizi.:)
26 Mart 2010, 14:27 tarihinde
ya ben tam böyle şeyler planlarken şirket üst yönetiminden “arkadaşlar bundan sonra kara dul gibi siyah mürebbiye gibi beyaz giyiyoruz” diye mail geldi. kahroldum resmen:( cumartesileri jean giymek yasaklanmış bide:(