Nehir…
Pazartesi, 19 Nisan 2010Bazen öyle bir yumru gelip oturuyor ki boğazımın orta yerine. Konuşamıyorum, ağlayamıyorum, düşünemiyorum, hayal edemiyorum. Beynim felç geçiriyor sanki. Hayat duruyor, herşey önemini yitiriyor, dünya dönmeyi kesiyor. Sadece neden var, yumru var. Nefes yok.
Daha önce detaylı olarak değil ama, yazmıştım Nehir’ i. Annesi Zeynep Hanımı.
Eskisi kadar sık yazmıyordu Zeynep Hanım bloğa. Bir yandan haberlerini alamamak rahatsız etse de, Nehir sağlıklı olduğu için yazmadığını biliyor, mutlu oluyordum. Son yazısı oturttu o yumruyu. Bloğu ilk okuduğumda oturttuğu gibi.
O minicik vücudun dayanmak zorunda kaldığı tedaviler oturttu yumruyu, o güzelim gözlerin cin cin bakışı oturttu, o annenin çabası, dayanma gücü, cesareti oturttu.
Şimdi yeni bir savaş başlıyor onlar için, yeniden.
Bir çoğunuzun inandığı şekilde inanmıyorum tanrıya, ama ruhumun en derinlerine kadar yakarıyorum.
En hafif, en dertsiz, en acısız şekilde atlatsın o minik bu savaşı da. Ne olduğunu hissetmesin bile. Uzun, upuzun sağlıklı bir ömür geçirsin bundan sonra.
Lütfen…
O anne, o baba, o abla, o ailede ki herkes için yeterince güç diliyorum. Bunu da atlatabilmeleri için.
Tanımasam da, beni tanımasalar da en iyi dileklerimle yanlarındayım.