Nisan 2010 için arşiv

Nehir…

Pazartesi, 19 Nisan 2010

Bazen öyle bir yumru gelip oturuyor ki boğazımın orta yerine. Konuşamıyorum, ağlayamıyorum, düşünemiyorum, hayal edemiyorum. Beynim felç geçiriyor sanki. Hayat duruyor, herşey önemini yitiriyor, dünya dönmeyi kesiyor. Sadece neden var, yumru var. Nefes yok.

Daha önce detaylı olarak değil ama, yazmıştım Nehir’ i. Annesi Zeynep Hanımı.

http://nehir-im.blogspot.com

Eskisi kadar sık yazmıyordu Zeynep Hanım bloğa. Bir yandan haberlerini alamamak rahatsız etse de, Nehir sağlıklı olduğu için yazmadığını biliyor, mutlu oluyordum. Son yazısı oturttu o yumruyu. Bloğu ilk okuduğumda oturttuğu gibi.

O minicik vücudun dayanmak zorunda kaldığı tedaviler oturttu yumruyu, o güzelim gözlerin cin cin bakışı oturttu, o annenin çabası, dayanma gücü, cesareti oturttu.

Şimdi yeni bir savaş başlıyor onlar için, yeniden.

Bir çoğunuzun inandığı şekilde inanmıyorum tanrıya, ama ruhumun en derinlerine kadar yakarıyorum.

En hafif, en dertsiz, en acısız şekilde atlatsın o minik bu savaşı da. Ne olduğunu hissetmesin bile. Uzun, upuzun sağlıklı bir ömür geçirsin bundan sonra.

Lütfen…

O anne, o baba, o abla, o ailede ki herkes için yeterince güç diliyorum. Bunu da atlatabilmeleri için.

Tanımasam da, beni tanımasalar da en iyi dileklerimle yanlarındayım.

 

 

 

delirmek için nedene ihtiyacım yok!

Perşembe, 01 Nisan 2010

ayıbın yorgan altında olduğu dönemler çoook geride kaldı. artık ayıp bizzat otuma odalarımızda, otobüslerimizde, parklarımızda. belki de yorgan altında kalanlar ayıp olmayan nadir şeylerden biri artık.

insan hayatının kutsallığına inanırım. bir canlı yaptıklarının bedelini, canıyla ödeyemez. ödememelidir. kimin canına kast etmiş olursa olsun, hangi yuvaları dağıtmış olursa olsun, kimlere ne kötülükler yapmış olursa olsun yaptıklarının bedelini canıyla ödemesine karşıyım. bebek katillerini bile bu yolla cezalandırmak bana çok acımazsızca geliyor. ha bu demek değil ki cezasız kalsın, elbette hayır. bir hücrede hayatının geri kalan her saniyesini duvarlara bakarak geçirmeleri, sadece karnı dokayacak kadar yemek yemeleri, hayatın tüm nimetlerinden, eğlencesinden mahrum kalmaları falan suçuna göre değerlendirilip uygun görülebilir.

ama üst katımda oturan hayvanoğlu hayvanlar benim bu hümanistliğimi sınıyorlar. hatta sınadılar, ben sınıfta kaldım. her akşam yatağıma yattığımda, bu ölüm kalım işlerinden sorumlu şahıstan üst kattakilerin canını almasını diliyorum. 2 tane piç kurusu var evde. çocuk felci, otobüs çarpması, balkondan düşme, elektriğe tutulma gibi bilimum kazanın belanın üstlerinde olması için yalvarıyorum. ciyak ciyak bağırıp beynimi siken kadının dilsiz kalması için nasıl bir türk filmi kazası varsa başına gelsin istiyorum. hepsi birden ölsünler istiyorum. (devamı…)