'edebi kusmuklarım' kategorisi için arşiv

belki bir gün özlersin..

Çarşamba, 21 Kasım 2007

gözlerini arıyor şimdi gözlerim, bakışlarının değdiği heryer yanıyor. az önce gözlerim tutuştu. dokunduğun herşey bambaşka geliyor gözüme, şimdi daha bir cansız. dudaklarım konuşmuyor artık, gözlerim görmüyor, bomboş çizgili kağıtlarım. safi sen olmuşum ben şimdi. (devamı…)

son zamanlarda…

Pazartesi, 19 Mart 2007

içim buruk yine bu günlerde. sebebini aslında bildiğim ama bilmemeyi dilediğim bir çırpınma var uzun zamandır durgun sularda gezen yüreğimde. iki yol var önümde ikisini de seçmek istemediğim. arzulara teslim olmakla güvende kalmak arasında seçimlerdeyim. her zaman istediğim, beklediğim fırtınalı hayat kapımın önünde bekliyor ve ben içeri davet etmekten korkuyorum yine. biliyorum, fazla beklemeyecek eşiğimde beni. zorluyorum kaderimi. (devamı…)

bazen..

Cumartesi, 06 Ocak 2007

bazen neyi nasıl yapacağımı kendim bile kestiremezken birileri çıkıp nasıl yapmam gerektiğini anlatınca beynini patlatasım geliyor.
bazen ben bile kendimi anlayıp tanıyamazken beni tanıdığını bildiğini söyleyen birileri vızıldayınca kanatlarını kopartasım geliyor.
bazen alıp başımı gidip Mardin’ e yerleşmek isteklerim çırpınıyor içimde.
bazen yatağımdan hiç çıkmayasım… bazen hiç uyumayasım… (devamı…)

3 defa sağol..

Pazar, 31 Aralık 2006

yine hastahane kokuları dolasıyor evimizin uzerinde.. ve ben yine cocukluğuma dönüyorum elde olmadan. güçlü kuvvetli kollar, kanlı canlı yanaklar görüyorum çocuk gözlerimden…
yine vicdan azapları duyuyor, yine üzülüyorum. (devamı…)

yeniden, yeni ben..

Pazar, 31 Aralık 2006

kendi kendimden tüketiyorum son zamanlarda. içimdeki duygularmla besleniyorum. yenileyemiyorum kendimi sadece tekrarlarımla yetiniyorum.

zor.

çok zor bu hayatta yalnızmı birlikte mi yürümek istediğine karar vermek. yanında birinin ağırlığını taşıyıp taşıyamayacağına karar verebilmek.

zor.

çok zor hislerini açabilmek, seni seviyorum diyebilmek. ve bir o kadar imkansız içinde herşeyi yaşayabilmek. görmeden varlığını hissedebilmek. (devamı…)

var.

Pazar, 31 Aralık 2006

yüzüne bakmaya utandıklarım var. ya da yüzüme baktıklarında utandıklarım herneyse. koyu tenimin gizlediği kızarıklıklarım var. içimden geçirdiğim ayıp, günah düşüncelerim. kulaklarımı çınlatanlarım var çoğu zaman. ya da kulaklarını çınlattıklarım var. ahlarım var aldığım. suçlayanlarım, suçladıklarım var ama ne önemi var. (devamı…)

başkaları için yaşanan bir hayatın hikayesi..

Pazar, 31 Aralık 2006

insanlar bakıyor diye sana mutluluk veren içindeki yosmayı susturuyorsan, toplum sana faturasını keser diye hatalarını gizliyorsan, sırlara sahipsen, sabah evden çıkarken işe giderken evine misafir gelecekse on kere aynadaki aksine rütuşlar yapıyorsan, dilediğince sarhoş olup uçamıyorsan, kendine hediye alırken başkasınaymış gibi rol yapıyorsan, duvarına asmadan önce aldığın tablo hakkında yüz kişilik anket düzenliyorsan ve her misafir gelisinde tabloyu arka odalara saklıyorsan, yaptığın imla hataları için pişmanlık duyup statü çıkmazı yaşıyorsan, (devamı…)

kimsesiz bir gün..

Cumartesi, 30 Aralık 2006

kapı, ışık, duvar…
masa, sandalye, klavye…
anahtar yok.
sigara var, çakmak yok.
kağıt var, kalem yok.
fiş var, piriz yok. (devamı…)

ben iflah olmaz bir sevgi pıtırcığıyım..

Cumartesi, 30 Aralık 2006

günaydın koca dünya! sonsuz uyuma isteğimi bastırark sana koskoca bir gülücükle bakıyorum bu sabah. nedendir bilinmez artık kendi kendimi bıyık altından sana bakıp gülerken yakalıyorum. sonra daha güçlü bir gülme isteği kaplıyor içimi. bastırıyorum yüzüme yansıyan volkanlarımı. sorumluluk ve ciddiyet maskemi takıp günlük yaşantıma devam ederken yeni bir gülüşe kadar rolümü oynuyorum. içim gülüyor kaydırakta kayan çocuklar misali. ama sana göstermiyorum. (devamı…)

ey aşk.. senin ta götüne koyiim..

Cumartesi, 30 Aralık 2006

sonsuz yollarda yürüyor gibiyim yorulmadan. pembe papuçalarımı giydim sekerek ilerliyorum. öylesine büyük bir tebessüm var ki içimde hayata karşı yüzüme yansıyor.

şaşırıyorsunuz beni görünce. bende şaşırıyorum aslına bakarsanız. bu kadar kolaymıydı mutlu olmak hep? ben mi fark edemedim bugüne kadar yoksa birşeyler mi değişti? bu kadar azı hep yetebilir miydi daha önceleri yoksa ben mi daha kanaatkâr biri olup çıktım sonunda. (devamı…)