24 Mart 2010
böyle yarısı türkçe yarısı ingilizce şeylere de tilt olurum ama revolution’ a matrix’ den beri hastayım. elimden gelse her yere revolution yazıcam. lakin huy-karakter olarak -ne kadar çok istesem de- henüz bir değişime, devrime uğramış değilim.
her sabah kalkıyorum, BUGÜN ÇOOOO’ZEL BİGÜN OLACAK DIRIRIM DIRIRIM deyu yataktan, gün içinde bi milyon tane site geziyorum, o DIY projeleri beni benden alıyor, malzeme olsa elimde dakkasında şakıtıcam masanın altında. silikon tabacasıyla harikalar yaratıcam, epi topu 20 cm’lik dikiş makinamla yatak örtüleri, etekler, kabanlar dikicem, masanın ayaklarından başlayıp kıl testereyle kese kese kutular, bardak altlıkları yapıcam, fimodan kendime kedi yapıcam, örgüden kazaklar örücem o derece bir enerji patlaması, o derece yaratıcılık. becerebilsem kumaş bile dokucam yani o derece. böyle iğrenç bir türkçeyle yazdığımı farkettim ama affedin zira geldi gelenler, bu yazıyı şimdi yazdım yazdım 10 dakka sonraya bırakırsam hem unuturum hem üşenirim… Yazının tamamını oku »
Genel altında yayınlanmış | Yorum Yok »
20 Mart 2010
kendimle barışık olmak istiyorum,
yalnız bile olsam neşeli olmak istiyorum,
huzur dolup taşmak istiyorum,
yeni yeni insanlarla tanışmak istiyorum, Yazının tamamını oku »
Genel altında yayınlanmış | 1 Yorum »
18 Mart 2010
uzun zamandır buraya hiç bişey yazasım yok. çoğu zaman hiç bir yere birşey de yazamıyorum zaten artık.
şöyle üstün körü bile anlatmaya kalksam yaşımı, yaşadıklarımı ohooo burdan köye yol olur.
- iş düne kadar iyiydi. dünden sonra bir daha iyi olur mu bilmiyorum-
- hayat? işte onu hiç bilmiyorum. belki çok demode olacak ama günler, aylar, yıllar nasıl geçiyor anlamıyorum. hayat resmen ben ot ot dolanırken, parmaklarımın arasından akıp gidiyor. blog okuyorum son zamanlarda sık sık. google reader sağolsun, explorer da açamadığım çok şeyi onun sayesinde takip edebiliyorum. neyse işte blog okuyorum, ben yaşlarda, benden biraz daha küçük, benden az büyük, çok büyük, pihuuu çok çok büyük bir sürü kadının kaptıklarını, yazdıklarını okuyorum. kimisi için üzülüyorum, kimisi için umut duyuyorum, hiçbiri beni tanımıyor ama hepsi için içten içe bir duygu besliyorum. en delisinden, en yaratıcısına kadar. en maharetlisinden, en beceriksizine kadar. pek çoğuna özeniyorum, imreniyorum yaşadıkları hayata, o hayata tutunuş biçimlerine, kendilerine vakit ayırabilmelerine, vakitleri olduğunda kendilerine güzel şeyler yapabilmek için buldukları enerjiye. Yazının tamamını oku »
Genel altında yayınlanmış | 6 Yorum »
10 Ocak 2010
benim kadar blogundan bi haber biri daha yoktur herhalde. domeyni bile hosting sahibi takip ediyo lan. ona inandım ona güvendim, atlamış adam onu mu takip etcek, domeynin süresi dolmuş 1.5 hafta sonra farkettim.
Genel altında yayınlanmış | Yorum Yok »
18 Aralık 2009
Beni üşütmeyecek kadar yakın,
incitmeyecek kadar uzak ol.
Ölüp gittiğimizde birimizden birimiz, yaralarımızla anmayalım.
Beni üşütmeyecek kadar yakın dur,
Uzandığımda sarılalım.
Nefesin girsin ensemden içeri hücrelerimde uyuyalım.
Sesin sarmalasın beni, girmeli kulağımdan, ciğerime kadar inmeli. Benden incitmeyecek kadar uzak dur.
Korunmak için çıkardığın dikenlerin dağlamasın beni.
Ama daha çok yakın dur yamacıma, Duymalıyım fısıldayan da sesini.
Ne gelecekse senden gelsin.
Dağların yaralasın içimi.
Gel! İçimde otur.
25/07/08
deneme altında yayınlanmış | 2 Yorum »
01 Aralık 2009
geçen sene yazdığım yazıyı arşivde aradım ve bulamadım. mal gibi siteye yazmamışım galiba ben onu.
aklımda kalanlardan, siyah çizme vardı aldım onu. en oluru olan da oydu zaten. siyah hırkayı da aldım. daha doğrusu onu almadım da varmış lan benim siyah hırkam evde onu buldum.
2009 böyle tam manasıyla yinyang gibi bişidi. en mutlu, en üzgün, en zayıf, en güçlü, en neşeli, en gudubet, en ayık, en sarhoş, en tatlı, en acı, en verimli, en verimsiz, en anlayışlı, en anlayışsız, en ilgili, en vurdumduymaz, en güleç, en somurtuk, en travel, en bok yeme otur yılımdı. ilk yarısında bazı dileklerin gerçekleşebileceğine inanırken son yarısında koduğumun dünyasında hiçbir mutluluğun baki kalmadığına inandım. bazı yalanlar güzel bazı gerçekler acıymış. yalanların yalan olduğu gerçeğiyle yüzleşmek çok zormuş. uzuuuun yılardan sonra sevmek güzelmiş tekrar denemek hoş oldu yine de. yeni yerler, yeni insanlar tanımak, yeni şeylerden zevk almak uzun zamandır yapmadığım birşeydi. 2009′da bazı yalanlar bana bu imkanı sağladı, güzel oldu. Yazının tamamını oku »
Genel altında yayınlanmış | 4 Yorum »
21 Ekim 2009
DOĞUM GÜNÜ KUTLU OLASICA TAVŞAN.
BENİM BİR SONRAKİ DOĞUM GÜNÜME KADAR BENDEN BİR YAŞ DAHA BÜYÜK: )
ŞİŞKO PATATES =)
Genel altında yayınlanmış | Yorum Yok »
19 Ekim 2009
şu yazıyı yazdığım için kendimden tiksiniyorum ama negzel şarkı lan ahahahahaha
Genel altında yayınlanmış | Yorum Yok »
16 Ekim 2009
şöyle ki,
mercedes vito, göt içi kadarcık bir servis aracının içinde eşşek ölüsü gibi kokan bir şöför. sanıyorum ayda bir yıkanıyor. hava kış malumunuz cam pencere açılmıyor. en arka koltuktan dahi koku insanın gözlerini yaşartıyor. benim dışımda bir kişi daha şikayetçi bu durumdan ama benim kadar çaresiz o da.
bu adama gururunu kırmadan, incitmeden daha sık yıkanması gerektiğini nasıl söyleriz?
seçenekler şunlar,
1-şirketin idari işlerine gidip servis firmasını konuyla ilgili uyarmalarını isteyebilirim. (serviste toplam 6 kişi falanız kesin şüphelenir benden çünkü burnumu boğazlı kazağımın içinden çıkartamıyorum)
2-kendim söylemem. bu seçenek sebebiyle bunları yazıyorum zaten
Genel altında yayınlanmış | Yorum Yok »
16 Ekim 2009
kışın soğuk olmasını, götümün donmasını, bunalımlı bir mevsim olmasını falan umursamıyorum.
giyinmekten, ayaklarımı üşütmemek için çizme giymekten, topuksuz kumaş pantolunun altına giyilebilecek bir kışlık ayakkabım olmamasından, her seferinde gidip gudik gudik topuklu şeyler alıyor olmamdan ve bu sebeple mütemadiyen düşmemden nefret ediyorum. bu hafta 3. oldu.
Genel altında yayınlanmış | Yorum Yok »