anammm

26 Mart 2010

sonunda ağzı yüzü kaymadan yazıları gösteren, insanın içini baymayan renklere satip bir tema. yuppi!!!

aman bir şen, bir şen sormayın gitsin!!

26 Mart 2010

kim şen?

tabiy ki ben ayol kim olacak:)))

neden?

sitede benden ve zorla siteye baktırdığım bikaç kişi dışındakilerin de yorumları varda ondan skfhdfsfhskdf

şimdi normalde de beni tanıyan bazı arkadaşlarım tam bir domesticus kadınus olmaya başladığımı düşünebilir. külliyen yalan. bi kere o özellikler “anne” olduktan sonra kendiliğinden gelen şeyler. ben hala hafif kırık, sağı solu pek belli olmayan, tutarsız, garip insanım!! Yazının tamamını oku »

saplantılı aşklar, saplantılı arkadaşlıklar…

24 Mart 2010

Neyse ki hayatımın hiçbir döneminde böyle sapık gibi, acayip takıntılı acayip kıskanç bir sevgilim olmadı. Ben de hiçbir zaman arızaya baglayacak kadar kıskanmadım kimseyi. Ne kadar seversem seveyim, kisisel alana saygım var. Paranoyak olmadıgımı söylemiyorum. Sevgilim beni 2 gün aramasa kafayı yerim. Azıcık ilgisiz davransa aklımdan 44bin tane hikaye gecer. Ama adamın arkadaslarıyla gezip tozmasına icip sıcmasına da karısacak degilim. Benim onunla özel alanımdan calmıyorlarsa istediklerini yapsınlar. Aynı hosgörüyü kendi alanıma da isterim. Manyak manyak davranmasın sevgilim, benim onsuz geçirecegim 3-5 nefes molasına göz dikmesin, benim de bir kadın oldugumu ve kızkıza takılıp milletin asna fisnesini konusmayı zaman zaman ne kadar eglenceli bulabilecegimi unutmasın isterim.
Saplantılı aska örnek veremeyecegim, ki nerden bileyim arkadasım milletin saplantılı askını halla hallaaaa.
Benim derdim daha çok saplantılı arkadaslıklar.
Deli oluyorum.
Yazının tamamını oku »

Ayten Kuaför & Güzellik Merkezi

24 Mart 2010

sdjfhskjfhsdkhfksdhfk. çok komik isim oldu ama anneme söyleyemiyorum kızar diye.

işte tükkanın fotoğrafları, henüz tabelamız olmadığından tabelamızın fotoğrafı yok. çok mantıklı diy mi jkhdkdhfskdf.

not: şerif bu fotoğrafta tarih ne pis bişimiş arkadaşım.

 100_0618.jpg

 100_0614.jpg

 100_0606.jpg

 100_0610.jpg 

 yikama.JPG

sabah’ tan akşam’ a revolution

24 Mart 2010

böyle yarısı türkçe yarısı ingilizce şeylere de tilt olurum ama revolution’ a matrix’ den beri hastayım. elimden gelse her yere revolution yazıcam. lakin huy-karakter olarak -ne kadar çok istesem de- henüz bir değişime, devrime uğramış değilim.

her sabah kalkıyorum, BUGÜN ÇOOOO’ZEL BİGÜN OLACAK DIRIRIM DIRIRIM deyu yataktan, gün içinde bi milyon tane site geziyorum, o DIY projeleri beni benden alıyor, malzeme olsa elimde dakkasında şakıtıcam masanın altında. silikon tabacasıyla harikalar yaratıcam, epi topu 20 cm’lik dikiş makinamla yatak örtüleri, etekler, kabanlar dikicem, masanın ayaklarından başlayıp kıl testereyle kese kese kutular, bardak altlıkları yapıcam, fimodan kendime kedi yapıcam, örgüden kazaklar örücem o derece bir enerji patlaması, o derece yaratıcılık. becerebilsem kumaş bile dokucam yani o derece. böyle iğrenç bir türkçeyle yazdığımı farkettim ama affedin zira geldi gelenler, bu yazıyı şimdi yazdım yazdım 10 dakka sonraya bırakırsam hem unuturum hem üşenirim… Yazının tamamını oku »

ben bu yaz…

20 Mart 2010

kendimle barışık olmak istiyorum,

yalnız bile olsam neşeli olmak istiyorum,

huzur dolup taşmak istiyorum,

yeni yeni insanlarla tanışmak istiyorum, Yazının tamamını oku »

ah bu ben

18 Mart 2010

uzun zamandır buraya hiç bişey yazasım yok. çoğu zaman hiç bir yere birşey de yazamıyorum zaten artık.

şöyle üstün körü bile anlatmaya kalksam yaşımı, yaşadıklarımı ohooo burdan köye yol olur.

- iş düne kadar iyiydi. dünden sonra bir daha iyi olur mu bilmiyorum-

- hayat? işte onu hiç bilmiyorum. belki çok demode olacak ama günler, aylar, yıllar nasıl geçiyor anlamıyorum. hayat resmen ben ot ot dolanırken, parmaklarımın arasından akıp gidiyor. blog okuyorum son zamanlarda sık sık. google reader sağolsun,  explorer da açamadığım çok şeyi onun sayesinde takip edebiliyorum. neyse işte blog okuyorum, ben yaşlarda, benden biraz daha küçük, benden az büyük, çok büyük, pihuuu çok çok büyük bir sürü kadının kaptıklarını, yazdıklarını okuyorum. kimisi için üzülüyorum, kimisi için umut duyuyorum, hiçbiri beni tanımıyor ama hepsi için içten içe bir duygu besliyorum. en delisinden, en yaratıcısına kadar. en maharetlisinden, en beceriksizine kadar. pek çoğuna özeniyorum, imreniyorum yaşadıkları hayata, o hayata tutunuş biçimlerine, kendilerine vakit ayırabilmelerine, vakitleri olduğunda kendilerine güzel şeyler yapabilmek için buldukları enerjiye. Yazının tamamını oku »

bi gidip gelmişiz sanki

10 Ocak 2010

benim kadar blogundan bi haber biri daha yoktur herhalde. domeyni bile hosting sahibi takip ediyo lan. ona inandım ona güvendim, atlamış adam onu mu takip etcek, domeynin süresi dolmuş 1.5 hafta sonra farkettim.

şiyir

18 Aralık 2009

Beni üşütmeyecek kadar yakın,

incitmeyecek kadar uzak ol.

Ölüp gittiğimizde birimizden birimiz, yaralarımızla anmayalım. 

Beni üşütmeyecek kadar yakın dur, 

Uzandığımda sarılalım. 

Nefesin girsin ensemden içeri hücrelerimde uyuyalım. 

Sesin sarmalasın beni, girmeli kulağımdan, ciğerime kadar inmeli.  Benden incitmeyecek kadar uzak dur. 

Korunmak için çıkardığın dikenlerin dağlamasın beni. 

Ama daha çok yakın dur yamacıma,  Duymalıyım fısıldayan da sesini. 

Ne gelecekse senden gelsin. 

Dağların yaralasın içimi.

Gel! İçimde otur. 

25/07/08    

 

 

yeni yıl yazısı

01 Aralık 2009

geçen sene yazdığım yazıyı arşivde aradım ve bulamadım. mal gibi siteye yazmamışım galiba ben onu.

aklımda kalanlardan, siyah çizme vardı aldım onu. en oluru olan da oydu zaten. siyah hırkayı da aldım. daha doğrusu onu almadım da varmış lan benim siyah hırkam evde onu buldum.

2009 böyle tam manasıyla yinyang gibi bişidi. en mutlu, en üzgün, en zayıf, en güçlü, en neşeli, en gudubet, en ayık, en sarhoş, en tatlı, en acı, en verimli, en verimsiz, en anlayışlı, en anlayışsız, en ilgili, en vurdumduymaz, en güleç, en somurtuk, en travel, en bok yeme otur yılımdı. ilk yarısında bazı dileklerin gerçekleşebileceğine inanırken son yarısında koduğumun dünyasında hiçbir mutluluğun baki kalmadığına inandım. bazı yalanlar güzel bazı gerçekler acıymış. yalanların yalan olduğu gerçeğiyle yüzleşmek çok zormuş. uzuuuun yılardan sonra sevmek güzelmiş tekrar denemek hoş oldu yine de. yeni yerler, yeni insanlar tanımak, yeni şeylerden zevk almak uzun zamandır yapmadığım birşeydi. 2009′da bazı yalanlar bana bu imkanı sağladı, güzel oldu. Yazının tamamını oku »